Güldür Güldür Show‘un 71. Bölümünde yayınlanan ”Kadın Fazla Maaş Alırsa” skecinin yazılı metni hazır.

Sinem: Ah, aşkım hoş geldin.

İbrahim: Hoş bulduk karıcığım,yollar nasıl kötü… Ooha, ortam kurulmuş. Yemek hazırlanmış, güzel giyinilmiş. Noluyo? Anaa, aksiyon var bu gece, aksiyon…

Sinem: Ne aksiyonu? Ne…

İbrahim: Aksiyon, aksiyon… Sen bilirsin ne aksiyonu… Aksiyoooon…Action….

Sinem: Noluyo be aksiyonu? Ne diyosun sen?

İbrahim: Yahu ne aksiyonu olacak? Hani evlendiğimizden beri sen çok çalışıyorsun ad yoruluyorsun diye yaşayamadığımız bir aksiyon var ya…

Sinem: Hııı…?

İbrahim: O aksiyon, o aksiyon. O bu gece mi olacak? Tamam mı? Bu gece o…. … dimi?

Sinem: Dur, dur. Ne diyorsun? Ne aksiyonu, yok öyle bir şey ya. Ölüyorum yorgunluktan, manyak mısın?

İbrahim: Yazıklar olsun be! Elinde aksiyon filmlerinin 1 numarası Vandam var. Sen onu iki yıldır Nuri Bilge Ceylan filmlerinde oynatıyorsun. Her gece tavana böyle saatlerce bakıyo… Böyle bakıyo…

Sinem: Yeme, yeme bırak onu! Hormonlu Vandam… Ben onları kızlara yaptım. İş yerinden kızlar gelecek. Eşleri falan… Bir kutlama yemeği… Böyle bir şey kutlayacağız biz.

İbrahim: Aaa, kutlama mı? Ne kutlaması kız?

Sinem: Ay, dur… Hayatım ya benim sana bir süprizim var.

İbrahim: Hee?

Sinem: Biliyorsun ben 2 senedir eşşekler gibi çalışıyorum.

İbrahim: Çok iyi biliyorum.

Sinem: Gece mi gündüzüme yatsımı ikindime kata kata çalıştım. En sonunda, ama başardım. Ben terfi aldım!

İbrahim: Terfi mi aldım? Ayyy!

Sinem: Haa!

İbrahim: Ayy, tebrik ederim aşkım benim ya. (sarılırlar) Uzun zamandır bekliyorduk ama bunu. Evet, çok iyi olmuş.

Sinem: Gerçekten…

İbrahim: Hakkındı, hakkındı… Sonuna kadar.

Sinem: Sen gerçekten sevindin mi?

İbrahim: Sevindim tabi. Geç bile kalındı be.

Sinem: Oyhh… be rahatladım. Ya açıkçası ben korkuyordum da böyle hani… Problem olur diye… İyi çok sevindim.

İbrahim: Niye problem olsun hayatım n’olmuş ki?

Sinem: Ya işte bazı böyle aklı kıt erkekle hani böyle eşinden az kazanınca ona bi bozuluyor bi tripleniyor ya… Hani böyle ‘erkekliği elinden alınmış gibi bi haller falan, öyle olucaksın diye korkuyordum, oh!

İbrahim: Ya yok artık Sinem ya. Aşk olsun ben öyle bir erkek miyim?

Sinem: Ne bilim ya?

İbrahim: Hiç tanımıyorsun be. Sen benden maaş alacaksın, ben gurur yapıcam bozulcam kızdırcam… Ya ne alakası var ya? Ha ne kadar olmuş olabilir ki maaşın? Söyleme söyleme! Sonuçta eve giren para değil mi bu?

Sinem: Heh…

İbrahim: Hepimizin. Hem ne kadar artmış olabilir ki? Yani nolmuş olabilir ki yani maaşın sonuçta? Ne kadar…eee.. sonuçta… bi terfi.. ka.. kaç para alıcan?

Sinem: 5 bin…

İbrahim: yok 100 bin…. 5 bin mi? Yuh!

Sinem: Ama hayatım bak, şimdi şöyle düşün. Artık birikim yapabilicez. İstediğimizi yapabilicez. Bak, bak benim maaşım olmuş 5 bin. Senin..ee… ne kadardı senin maaşın?

İbrahim: 2 bin… Doğru…  2 bin lira alıyorum sen de alıyorsun, eve giren para…

Sinem: Evet…

İbrahim: Birikiyo, daha çok… ikimizin parası niye öyle şey olsun ki? Sen… sonuçta benim maaşımın 2 katından fazla. Baya fazla.. ahaha… alıyosun ama ne olacak ki? Çok güzel ya…

Sinem: Ya güzel tabi, hayatım benim. Ya bizim kızlar senelerdir eşlerinden fazla kazanıyorlar hiç de bir problem olmuyor.

İbrahim: Hı…?

Sinem: Bizde de olmaz, niye olsun ya?

(kapı çalar)

Sinem: Ah, geldiler. Kızlar geldi… Geldiler…

İbrahim: Tamam, eee… (kendi kendine konuşur) Hoş geldiniz merhabalar ben İbrahim, ama arkadaşlarım bana kısaca öz güven derler.

Sinem: Hayatım, eee… canım benim… Nezaket ve eşi Fikri… Geldiler…

İbrahim: Merhabalar… (nezaketin elini sıkar) Hoş geldiniz… Özgüven ben…. (fikrinin elini sıkar) Hoş geldin, hoş geldiniz…

Sinem: Siz geçin oturun. Ben hemen mutfağa bir şeye bakıp geliyorum.

İbrahim: Tamam canım.

Nezaket: Eee, İbrahim. Nasılsın? Hı? Sinem terfiden bahsetti mi? Ya kızın içi içini yedi. Bütün gün ”acaba İbrahim ben ondan daha fazla maaş alıyorum diye takar mı üzülür mü diye…

İbrahim: Ya yapmayın Allah aşkına. Ya olacak şey mi bunlar?

Nezaket: Dimi dimi?

İbrahim: Edilmez, edilmez.

Nezaket: Dimi, takma zaten bak ben Fikriden 2 yıldır fazla maaş alıyorum. Bu bizim ilişkimize hiç yansımadı.

İbrahim: Hocam, Fikri abi ayakta kaldınız buyrun ya.

Fikri: Aşkım oturayım mı?

Nezaket: A, otur tabi hayatım. Otursana, hahaha… Sanki her şey için benden izin alırmış gibi, ilahi Fikri ya.

İbrahim: Eee, nasıl evi rahat bulabildiniz mi? Kolay geldiniz mi?

Nezaket: Geldik, geldik yollar açıktı.

Fikri: Yollar açıktı.

İbrahim: Eee, Fikri abi işler nasıl gidiyor?

Nezaket: Yani, yuvarlanıp gidiyoruz işte.

Fikri: Yuvarlanıp gidiyoruz.

İbrahim:Dün öğle yemeğinde ne yedin fikri?

Nezaket: Şakşuka ve yoğurt.

Fikri: Şakşuka, yoğurt.

İbrahim: En son tuvalete kaçta gittin Fikri?

Nezaket: Akşam üstü 4:18..

Fikri: 4.18

İbrahim: Kaç yaşında sünnet oldun?

Fikri: 8…

Nezaket: 3 …

Fikri: 3, 3, 3… Demedim, demedim 3…

İbrahim: Aaaa, bu ne artık ama ya… Bu ne be?

Sinem: hayatım sesin geliyo noldu? İyi ..mi… her şey…?

İbrahim: Hayatım bana örnek gösterdiğin çifte bakar mısın? Adam resmen kafesteki kuşa dönmüş. Birdman olmuş birdman….

Nezaket: Aa..a ama çok aa..a hiç alakası bile yok Sinem’cim. Sanırım eşin şuan hazım sürecinde ve bu konuda pek başarılı değil zaten, galiba… O yüzden böyle tepkiler vermesi normal… Erkek milleti, zamanla alışır.

Sinem: hı, hı, hı…

Fikri: Ben, hem özgür bir bireyim. Misal, yarın arkadaşlarla buluşup bir şeyler içmeye gidicem. (nezakete bakar) gitmesem de olur canım, nolcak sanki? Gidicem de nolcak? Boş boş konuşcaklar orda… Gitmiycem valla gitmiycem gitmiycem. Valla gitmiycem…

İbrahim: Ne demek gitmiycem, gitmek istiyodum demin istiyodun ya… Nezaket sana baktı korktun kıvırdın.

Fikri: Kıvırmadım, kıvırmadım.

(kapı çalar)

Sinem: Ah, geldiler, geldiler… Mehtaplar geldi. Hayatım, (ağzını bükerek) beni delirtme, delirtme…

İbrahin: (ağzını bükerek) alfmadnksds…

Nezaket: İbrahim. Yani eşinin maaşına çok fazla kafayı takıyorsun. Bak bununla ilgili bir sürü örnek var bizim şirkette. Şimdi gelicek olan Mehtap Hanım, 6 yıldır eşinden daha fazla maaş alıyor. Üstelik eşi Mesut, maçonun önde gidenidir.

İbrahim: Öyle midir?

Nezaket: Çok maço…

İbrahim: Maçodur.

Nezaket: Oooooo…

İbrahim: Haaaa… Yani…

(Misafirler içeri girerken…)

Sinem: Gelin hayatım geçin, geçin.

Mehtap: Ay, herkese iyi akşamlar arkadaşlar.

İbrahim: Hoş geldin.

Mehtap: Mesut aşkım bi giremedin içeri yahu!

Mesut: (kırıta kırıta :D) Ayyy, geldim geldim. Herkese selam.

Mehtap: harikasın yine yani. Ee, Mesut çok sıcak kanlıdır da.

İbrahim: Bu mu maço erkek? Bu bildiğin maça kızı be.

Mesut: Ay, biran kendimi kaptırıverdim hayatım ya.

Mehtap: olsun…

Sinem: Geçin ne olur rahat edin hadi. Mehtapçım.

Mesut: Ay, şöyle koyim da. Ah, şöyle terliklerini çıkartim. Senin yerlerin biraz tozlu galıba.

Mehtap: Ay, sakın yanlış anlamayın ne olur? Evde de böyle… Evde de böyle, ondan dolayı sorun yok yani. Kızlar kusura bakmayın bu arada geç kaldık ama … geceleri ?… raporları ile ilgili bir sıkıntı var şirketle ilgili ondan biraz geciktim ben.

Nezaket: A..aa.. ben bakım hiç bir şey yoktu.

Mehtap: Yok var, var ya size de mail attım hatta.

Nezaket: Yaa…

Sinem: Ay ben hazırlık… görmemişim. Bi içerde bakalım mı bilgisayarda.

Mehtap: Bakalım valla çok iyi olur.

Sinem: Bakalım hadi gelin gelin.

Mesut: Bakın bakın…

Mehtap: Gelicem ben şimdi…

Fikri: Aşkım nereye gidiyon ben de geleyim mi?

Nezaket: Ay, sen otur şekerim ben gelicem.

Fikri: Çabuk gel ama…

ibrahim: Allah’ ım noluyo ya? Eee, Mesut. Sen ne iş yapıyorsun bilader?

Mesut: Eskiden benim Zeytinburnu’nda deri atölyem varıdı ama sonra işi pıraktım.

İbrahim: Niye pıraktın?

Mesut: E, Mehtap istemedi. Ya, çok yoğun çalışıyo zaten. Ben de ona yardımcı olmak için işi pıraktım.

İbrahim: Allah, Allah…

Fikri: Tek maaş yetiyor mu?

Mesut: Ay, canım bizim ihtiyacımız yok. Allah’ıma hamd olsun. Anladın mı sen, bak (kolundaki bilezikleri gösterir.) Eh, Mehtap’ım sağolsun. İkimizin yerine de çalışıyor. Ben de kendimi evime ve çocuklarıma verdim.

İbrahim: Belli…

Mesut: Sana bir şey söylim mi, İbram. Şu hayatta yapabileceğin en güzel kariyer çocuk. Aha buraya yazıyorum. Bak yazdım. Vallahi de billahi de… Ben bunu öğrendim. Aaaa, kısır yaptım yesenize. Kısır yaptım yiyin.

İbrahim: Mesut lafını unutma. Gerçekten çok doğru bir şey söyledin az önce. Bak sana bi şey söylim mi ben de. Babalık denen şey dünyanın en zor…

Mesut: Çok…

İbrahim: … ama en zor mesleği. İnanamazsın, gerçekten… Noluyo lan? Maç izleyelim mi maç? Maç izleyelim, maç vardır bugün. Maç iyidir, maç izleyelim. Hangi maçı izleyelim.

Mesut: Aaaa, Galatasaray’ın maçı vardı geçen hafta noldu?

İbrahim: O elini çeeek! Elini çek benden. Maçı izleyelim.

Mesut: Niye be?

İbrahim: Galatasaray’ın maçı evet… Ben geçenkini kaçırdım. Evet, hadi izleyelim.

Fikri: Galatasaray geçen hafta yendi.

Mesut: Ahh.

Fikri: O Burrak var ya maçı sırtladı çocuk.

Mesut: Siz peki geçen haftaaa… Emenike’nin başına gelenleri duyyonuz mu?

İbrahim: N’olmuş?

Mesut: Sen taraftara kız…

Fikri: A..a..a..

Mesut: Bak, bak… Maçtan çıkmak iste…

Fikri: Eeee?

Mesut: Hoca da bunu maçtan çıkarmak istemedi. Aaah… dostlar…

(3 ü birlikte yas tutar)

Mesut: Suratı düştü. At?daştı? heybe düştü. Aaa, taraftarlar tuhafladı. Birden sana bir şey diyeyim mi?

Fikri: De…

Mesut: Ne dediğimi ben bilmiyorum.

Fikri: Maçlarda zaten ayrıntı çok uzun. Doksan dakka gereksiz.

Mesut: Heee…

İbrahim: Öyle…

Fikri: İzlenmiyo…

İbrahim: Ay, çok uzun… Bir de bi ton reklam, reklam, reklam… Nasıl bayıyo nasıl bayıyo ya… Yalnız gözüme takıldı kısır şahane güzel olmuş…

Mesut: Afiyet olsun.

İbrahim: Ellerine sağlık, mis gibi de kokuyor. Mesut hayvan çocuğusun.

Mesut: O ne be kompliman filan mı yaptım şimdi?

İbrahim: Kompliman…

Mesut: hahaha

İbrahim: Kısıra bayıldım. Aaa, bayılıyorum şuan…

Mesut: Hepsi organik…

İbrahim: Evet, dünden kalma galiba. Tarifini isterim kesinlikle. Nolur bunun tarifini bana ver. Vallahi küserim.

Mesut: Ay, veririm…

İbrahim: Bak böyle oluruz sonra senle. Bak böyle…

Sinem: İbrahim… Hayatım bize bi çay getirir misin?

İbrahim: Ay kızları unuttuk. Getiririm aşkım. Çay döküyorum size. Kısır da kokucam yanına kısır da. Şahane olmuş. Soğumadan yiyin. Harika gerçekten. Şu anda ben çay koyuyorum, kısır övüyorum. Noluyo laan! Bak, bak ben sizin gibi olmiycam bak. Ben değişmiycem tamam mı? Eşim benden fazla kazanıyor diye bu evde rollar değişmiyecek.

Mesut: A..aa… Halleri geldi heralde bunun. Neyse günahı boynuna. Ya bak ben bizimkine bi tabak hazırlıyayım.

Fikri: Valla buranın havası bozuldu. Ben de tuvalete gideyim.

İbrahim: Gidin! Bu ne ya? Ne olmuş yani karım benden daha fazla maaş alıyor diye ya… Allah Alllah gurur mu yapcam yani ben? Saçmalık artık. Ezik miyim ben ya?

Sinem: Hayatım bi çay getirmiyosun?

İbrahim: Noldu be?

Sinem: Sen sıkılaştın mı?

İbrahim: Ne?

Sinem: Bi güzel göründün gözüme. Bi dakka sen bi şey mi yapıyosun öyle…?

İbrahim: Yok ayol.

Sinem: Bakıcam dur.

İbrahim: A, saçmalama napıyosun?

Sinem: Manyak mısın? Bakıcam.

İbrahim: Kız içerdeler saçmalama.

Sinem: Ya bi bakıcam.

İbrahim: Hayır ya.

Sinem: Ya, Allah Allah!

İbrahim: Aaa, tamam ama…

Sinem: Aaa, sıkılaşmışsın sen bi şey yapıyosun, geç şuraya.

İbrahim: Saçmalama. Valla başım ağrıyor. Başım ağrıyor şuan nolur… sgsdbsfbb (garip sesler) Aşkım, aşkım bak… Sen benden fazla kazanıyorsun ya ben onlar gibi değişmim, ben onlar gibi olmim nolur. O içerdeki tip var ya, kılıbıklığı bırakmış bildiğin bık olmuşlar. Ben onlar gibi bık olmak istemiyorum. Bu kilodaki adamı bık yapma nolur!

Sinem: Duycaklar şimdi. Ya saçmalama hayatım. Onlar öyle oldu diye biz de öyle olcaz diye bir şey yok.

İbrahim: Yok mu?

Sinem: Bak Dilek hanımlar geliyorlarmış, yoldalarmış. O bizim en yaşlımız. 10 yıldır eşinden fazla kazanıyo. Ve Mustafa Bey’in ne kılıbıklığı, adam kabzımal kabzımal… Yok öyle bir şey. Korkma ya.

(Zil çalar)

Sinem: Geldiler. Bak kendin görceksin bak. Görceksin.

İbrahim: Tamam o zaman. Ben de Mustafa amca gibi olurum. Tamam sorun çözüldü. Ben öyle kalırım. Tamam sorun yok.

Sinem: Gelin gelin. Gelin hayatım gelin.

Dilek: Sağol canım merhaba. Merhaba, merhaba…

İbrahim: Hoş geldiniz.

Dilek: Mustafa gelsene!

Mustafa: Ay kız gelim de bura yanıyo valla… Yandım ben yandım yaaa… İçime kor neyim düştü yanıyorum, burası  ne kadar sıcak. Bi buz verin içime falan atim. Yanıyom ben yanıyoom.

İbrahim: Bu ne lan! Bu ne artık, adam resmen gözümün önünde menopoza girdi.

Mustafa: Ne diyosun sen ya?

İbrahim: Menopoza girdin.

Mustafa: Sen menopoz. Ne menopozu? Gencim ben, diriyim ben. Yanıyom ben. Ay bana buz neyim verin. Vallaha yanıyom, çok kötü oldum ben ya.

İbrahim: İstemiyorum ben, hayır. İstemiyorum. Senin benden fazla maaş almanı kesinlikle istemiyorum. Bu ne artık! (ağlar)

Dış ses: Kamu spotu.

İbrahim: Kamu spotu mu?

Nezaket: Evet, İbrahim. Şu ana kadar yaşadığın her şey bir kamu spotuydu.

İbrahim: Ne, ne nasıl ya? O içerideki kılıbıklar, bunun içine ateş düşmesi falan yanması…

Mustafa: Hayır, içime ateş falan düşmedi. Buz gibi serinim. Hatta kutup ayıları gibi…

İbrahim:Ama, ama niye neden böyle yaptın Sinem?

Sinem: Evimize yerleştirdiğimiz şu, şu, şu kameralardan sana ders vermek için İbrahim.

İbrahim: A…a..

Mehtap: İbrahim. Ülkemizde her geçen yıl eşinden daha az maaş alan erkeklerin sayısı artıyor.

Nezaket: Ve bu erkekler eşlerine trip atmaya devam ediyor.

Dilek: Ama artık erkekler de devrin değiştiğini anladı. Anlat Fikri.

Fikri: 25 yıldır para bağımlısıyım. İlk paramı kazandığımda fark etmemiştim. Onu her ay kazanmak istemiştim. Onun beni kazanmasına engel olamadım. Ben para bağımlısıyım. Pişmanım.

Mesut: Eşim benden fazla para kazandığında çok korktum. Sırf ondan daha fazla para kazanıyor gibi göstermek için bankadan kredi çektim. Haciz geldi. Pişmanım.

Mustafa: Parayı bıraktığımdan beri torunlarım beni artık öpüyor. Çok mutluyum.

Nezaket: İşte İbrahim. Sen de devrin değiştiğini görmeli ve eşinle mutlu olmayı öğrenmelisin.

İbrahim: Vallaha mı? Nasıl yapıcaz peki nasıl?

Sinem: Eve giren parayı, yok eşim kazandı yok ben kazandım demeden beraber harcayarak İbrahim.

Mustafa: Evet, sevgili seyirciler. Siz de saçmalamayın ve eşinize olan sevginizi parayla sınamayın.

…..

Mesut: Eh, haydi bakalım kısır yiyeyim. Amaaan, yemezseniz yemeyin be!