kurgu-dunyasinin-dayanilmaz-cekiciligi-bioshock

Oynadığım oyunlar arasında belki de en güzel kurgusal dünya: Bioshock’tan Bir Resim

Yazmak insanoğlunun belki de en önemli yeteneğidir. İletişim kurmanın birçok yolu olsa da uygarlıklar yazılı kaynaklar üzerinde yükselmiştir. Sanırım bunun en büyük sebebi yazının temel bilgi aktarım aracı olmasından geçiyor.

Tarih boyunca yazı en çok bilgi aktarımı yönüyle kullanılmış olsa da benim, başlıkta da belirttiğim üzere, asıl değinmek istediğim yazının kurgusal boyutu. İtiraf etmemiz gerekir ki çoğumuz monoton bir hayat yaşıyoruz. Günlük rutinlerimiz öğrenciysek okul çerçevesinde çalışıyorsak iş etrafında şekilleniyor. Bize kalan zaman dilimlerinde de “kafamızı boşaltmak” zorunda hissediyoruz kendimizi. Çünkü hayatımızın çoğunu ayırdığımız iş hayatı ya da eğitim hayatı, duygusal tatminimize hizmet etmiyor. Özellikle ülkemizde okula ayağını sürüye sürüye giden öğrenci sayısının fazla oluşu sadece o yaştaki gençlerin yaşlarının özelliğinden kaynaklanmıyor. Eğitim sistemimiz “öğrencinin kendini gerçekleştirmesine” izin vermiyor maalesef.

İş hayatı için farklı bir tablo çizebilir miyiz peki? Bunun cevabı da koca bir hayır olarak çınlıyor kulaklarımızda. Küçük yaşlarda kahramanlıkları nedeniyle etkilendiğimiz doktorluk, pilotluk, polislik gibi meslekler gerçekten meslek seçme aşamasına geldiğimizde en az çabayla en fazla parayı kazanabileceğimiz iş seçeneklerine kurban oluyor.

İşte tuvalimizdeki renkler tam da bunlardan ibaretken kurgu dünyası imdadımıza yetişiyor. Aslında yeni dünyaları içinde barındıran, hayranlıkla ve imrenerek okuyup izlediğimiz birçok eserin bir nevi gerçeklerden kaçış olduğunu düşünüyorum. Ütopya olarak ifade edebileceğimiz romanlara ya da filmlere baktığımızda bu dünyaları kaleme alan kişilerin gerçek dünyanın problemlerinden sıkıldığını ve kendilerine ideal dünya oluşturmak zorunda kaldığını görüyoruz.

Yazmak belki de bu yüzden insanın en önemli yeteneklerinden bir tanesi. Düşünsenize elinizde kaleminizi çevirirken kelimeler emrinize amade bir şekilde satırlarınızdaki yerlerini almak için beklemekteler. Üstelik gerçek dünyanın sınırlılıkları,söz konusu kurgusal yazı olduğunda ayağımıza dolaşmıyor. Normalde Newton’un kafasına düşen elma yer çekimini simgelerken sizin dünyanızda elma da siz de havada asılı kalabilirsiniz. (Filmin adını unutsam da insanların gökyüzünde bulunan şehrin diğer bölümüne “düşerek” geçebildikleri bir yapıt hatırlıyorum.) Ya da Einstein’ın uzay-zaman konusunda ortaya koyduğu tezler inşa ettiğiniz “Atılgan” sayesinde hiçe sayılabilir.

Kurgusal dünyanın insana çekici gelmesi kendini resim sanatında da belli ediyor. Örneğin Van Gogh’un resimlerine bakacak olursanız, her ne kadar hastalıklı bir zihnin tezahürleri da olsa, sürrealist çizgilerin insanları ne kadar etkilediğini görebilirsiniz.

Bazen kurguya dayalı eserlerde insanoğlunun potansiyel sınırları zorlanır bazen de gerçekleşmeyecek hikayeler olsa de varoluşunainanmak istediğimiz dünyalar ayaklarımıza serilir. Sonuç itibariyle kurguya dayalı metinler sayesinde çocukluğumuzda erken emekliye ayırmak zorunda bıraktığımız/bırakıldığımız hayal gücümüz mesaiye kalmış oluyor. Üstelik hayal gücünün iradesindeki bu mesai için ücret istemeyi bırakın sizce de çoğumuz gönüllü çalışan olmuyor muyuz?

Kurgusu itibariyle aklımda yer eden beş adet film ve fantastik kitapla yazımı bitireyim:

Filmler:

  • Sil Baştan / EternalSunshine of Spotlessmind(2004)
  • Oyun / The Game (1997)
  • Prestij / ThePrestige (2006)
  • Truman Show (1998)
  • Olağan Şüpheliler / TheUsualSuspects (1995)

Kitaplar:

  • 1984 – GeorgheOrwell
  • Cesur Yeni Dünya – AldousHuxley
  • Yüzyıllık Yalnızlık – GabrielGarciaMarquez
  • Kara Kule Serisi – StephenKing
  • Otostopçunun Galaksi Rehberi – Douglas Adams

Not: Yukarıdaki eserler “en iyiler” listesinden ziyade aklıma ilk gelenler şeklinde sıralanmıştır.

Misafir yazar: Zafer Babal

Kişisel Blog Adresi: http://www.gonuldendile.com