hatalari affetmek

İlişkide Affetmek

İnsan ilişkileri, sanırım hayattaki en zor ilişkilerden. İster aşk olsun, isterse dostluk isterse iş ilişkileri. İnsanlarla olan ilişkilerimizi kontrol altına alabilmek o kadar zor ki. Ömrümüzü yeyip bitiren olaylar dizisi… Üç günlük olan ömrümüzü bu ilişkiler ile daha da kısaltıyoruz. Bazıları bu zor zanaati aşmış başarmış durumda. Bazılarımız da debelenip duruyoruz işte. Çıkar yol arıyoruz. Bazen buluyoruz bazen bulamıyoruz. Ömrümüz aramakla geçiyor. Dostluk ilişkilerinde belki o kadar çok zorlanmıyoruz. Çünkü dostlar daha ihtiyatlı davranıyor. Daha müsamahakar davranıyor. Hatalarımızı tolere edebiliyor. Ne kadar onları üzsek de hatalarımızı bağışlıyorlar. İş yerindeki ilişkilerimiz de keza öyle. Patronlarımız belki zorluyor bizi. Ama çalışmak zorunda olduğumuzu bilerek biz tolerans gösteriyoruz tabi ki. Nitekim yapmak zorundayız da.

  Gelelim gönül ilişkilerine… En zoru da bu. Hele bu devirde bir ilişkiyi yönetmek o kadar zor ki. Aşk ilişkilerinde başarılı olanları kutlamalıyız. Büyük bir başarıya imza atıyorlar. Siz de düşünmüşsünüzdür. Kimilerinin en uzun ilişkisi 1 aydır. Kimi yıllarca sevgili olurlar ve sonunda evlenirler. Allah onların yolunu daim etsin.

  Kimileri de çamura batar durur. Bir düzen tutturamaz. Uğraşır çabalar ama olmaz. Kadere kısmete atılır suç. Ama gerçekten de öyle mi? Sorunu kaderde mi aramalıyız? Yoksa içimize mi bakmalıyız? Sorun biz de olabilir mi acaba? Bence tüm sorun bizde. Ve en büyük sorun da anlayışsızlık. Anlayıştan yoksun iki çiftin ilişkiyi  çok uzun sürmez. Her iki çift de anlayışsızsa ölü bir ilişkidir o. Daha doğmadan ölmüştür. Eğer çiftelerden birisi anlayışsızsa, o sabır göstermek zorundadır. Her şeye katlanmak zorundadır. Büyük bir yükün altına girer farkında değildir. Ne yapsın ki seviyordur işte. Ona zor gelmez katlanmak, uğraşmak, hataları affetmek. Ama ne zamana kadar? Nereye kadar dayanabilir? Ne kadar sabredebilir? Yük bir yerde ağır geldiğinde o da tökezleyecektir. Zaten ilişkilerin çoğu da böyle. Birisi mutlaka o yükün altına girmeli. Her şeye göğüs germeli. Ama kaçınılmaz sona gittiğinin farkında değildir. Bazen farkındadır ama elinden bir şey gelmez. Baş koyduğu yoldan çıkamaz, çıkmak istemez. O yük eğer paylaşılmaz ise zor bir durum bizi bekliyor demektir.

  Burada değinmek istediğim asıl konu ise hatalar. İlişkiyi bitiren irili ufaklı hatalardır. Her ne kadar hatalar küçük olsa da, kar topu gibi büyüyerek çözülemez sorunları ortaya çıkarır. Peki bu hatalar kime göre neye göre hatalı? Çözülmesi gereken de budur. Bazılarımız için hata sayılan bazılarımız için hata sayılmaz. Örneğin, kimisi için yalan çok büyük bir hata iken kimisi için affedilebilir. Kimisi için ilgisizlik başa derttir. Kimisi ilgisizliği o kadar da önemsemez.

  Varsayalım ki iki çiftimiz var. Leyla ile Mecnun olsun. Leyla, Mecnun’a yalan söylemiştir. Mecnun da biraz ilgisiz bir kişi. Mecnun Leyla’nın yalanını hoş görmüş, alttan almıştır. Seviyor ya onun için… Leyla ile Mecnun arasındaki konuşma şu biçimde gelişir.

Leyla: Mecnun, ben ayrılmak istiyorum. Çünkü sen çok ilgisizsin.
Mecnun (şoka uğramış bir vaziyette): Neden hemen ayrılmak istediğini söylüyorsun? Eğer ben anlayışsız isem neden beni uyarmıyorsun?
Leyla: Uyarmama gerek var mı? Bana ilgi göstermedin. İlgisiz bir sevgiliyi ben ne yapayım? Kesinlikle ayrılmak istiyorum.
Mecnun: Tamam ayrılmak istiyorsun, anlıyorum. Ama neden bana bir şans vermeden çekip gitmek istiyorsun?
Leyla: Şans vermeme gerek yok. Bana ilgi göstermediysen bundan sonra da göstermeyeceksin.
Mecnun(istemeyerek de olsa): Hatırlıyor musun, geçen kavga ettik. Sen bana yalan söylemiştin. Ama ben seni affettim.
Leyla: Ama ben bir kere yalan söyledim.
Mecnun: Bir kere de olsa yalan söyledin bana. Benim için seni affetmek kolay mıydı sanki? Sen de bir kere daha yalan söyleyebilirdin. Ama ben sana güvendim. Ayrılma noktasına getirmedim ilişkimizi. Peki ben sana yalan söyleseydim affeder miydin?
Leyla: Hayır affetmezdim.
Mecnun: Peki ayrılalım o zaman.

  İkili arasındaki konuşma böyle geçti. Neyi fark ettiniz? Birisi hatayı affederken diğeri affetmedi. Mecnun, yalana tolerans gösteremese de sevgisi için affetti. Leyla ise Mecnun’a göre büyük bir hata yapsa da affedildi. Ama kendisine hata yapılınca affetmedi. Burada adalet nerede sizce? Bu olayın böyle gelişmesi mi gerekir? Bence tabi ki de hayır. Leyla hata yaptığını ve buna rağmen affedildiğini düşünüp, Mecnun’u uyarmalıydı. Ona ikinci bir şans vermeliydi. Çünkü ona o şans verildi. Ve dikkatimizi çeken nokta da eğer Mecnun Leyla’ya yalan söyleseydi ona affetmeyeceğini söyledi. Ne güzel dünya değil mi? Sen hata yap ve affedilmeyi bekle. Ama aynı hata sana yapılsa sen affetmeyeceksin. Ve Mecnun’u tek hatasında terk etti. Çoğu ilişkiler de böyle değil mi? Bazılarımız kendisine hata yapılmasını istemiyor ama hata yapınca tolere gösterilmesi gerektiğini düşünüyor. Böyle bir ilişki ne kadar yürüyebilir?

  Senin affedemeyeceğin bir hatayı neden başkasına yapıyorsun? Madem affedilemeyecek bir hata sen neden yapıyorsun?  İnsanlara bunu düşünmek çok geliyor. Kendi canları yandığında gözleri görmez. Lakin hata yapmakta üstlerine yoktur. Ve tek bir şans vermeden çekip giderler. Nerede aşk nerede sevgi nereden fedakarlık? Bazılarımız diyebilir ki ( ben bunda art niyet ararım) ”Neden Mecnun affettiğini ona söyledi? ” Peki ne yapmalıydı? Siz karşınızdaki insanı affederken neden onun sizi affetmesini beklemeyesiniz? En doğal hakkınız değil mi? Bir söz vardır ” Ne kadar ekmek o kadar köfte” diye. Siz ne kadar ilişkiye bir şeyler katarsanız karşınızdaki de o kadar katar. Karşıdan daha fazlasını beklemek mantıksız olmak ile birlikte zalimliktir. Şans alıp şans vermemek nankörlük değil midir? Siz kara verin!

  İlişkilerde karşılıklı anlayış olmaz ise o ilişkiden korkun. Karşınızdaki size yardımcı olmaya çalışıyorsa siz de ona yardımcı olun. Yaptığınız hataları unutmayın. Size yapılan iyilikleri unutmayın. Siz siz olun sizi sevene değer verin. Yoksa başkası girer hayatınıza, az gördüğünüz ilgiye bile hasret kalırsınız.

Reklamlar