bu-tarz-benim-skeci-metni2

Bu Tarz Benim Skeci Metni

Merhaba, arkadaşlar. Daha önceki yazımda Güldür Güldür Show Bu Tarz Benim Skeci’ni çok beğendiğimi yazmıştım. Bir arkadaşımız bu yazıma yorum atmış ve keşke skecin metni de olsaydı. O zaman daha yararlı bir yazı olurdu diye yazmış. İnternette araştırdım, skecin yazılı hali yok. O yüzden üşenmedim sizler için skecin yazılı metnini çıkardım. Umarım arayanlara faydalı olur.

Sunucu(Mesut): Evet sevgili seyirciler, Arzım Benim’e hepiniz hoş geldiniz. Efendim biliyorsunuz bu gece konsept ve eleme gecemiz. Evet Yeterellam ne diyorsun?
Yeterella: Ayy, Yeterella mı dedin sen bana?
Sunucu: Evet.
Yeterella: Ayy, çok hastayım biliyor musun? Ateşler içinde… Sebastiaaaan! Ayy!(Yukarıya bakarak)
Sunucu: Sen hiç meraklanma Yeterella, Çünkü konuk jürimiz seni kendine getirecek. Evet, şimdi o geliyor. O Türk modasının Avrupa’daki temsilcisi. O bizim biriciğimiz. O kumaşı kokusundan tanır. O geliyor. Bilal Koçyiğit…
Bilal: Kes! Kes!(Şarkı için) Yalakalığı hiç sevmem çünkü moda çok ciddi bir iştir. O yüzden oturuyorum.
Sunucu: Lütfen. Evet, Bilal Bey hoş geldiniz. Biliyorsunuz bugün bizim konsept ve eleme gecemiz. Ben de 70’lere büründüm. Nasıl buldunuz?
Bilal: Ne yani bize 70’leri mi yaşatıyorsun.
Evet. Size 70’leri yaşatıyorum.
Bilal: 70’leri yaşatıyorsun ama bizi öldürüyorsun. Bu ne ya? Korneam reddediyor resmen. Yani, bakamıyorum. Bak sen oradasın ben bakamıyorum. Bak, bakamıyorum.
Burcuvana(Ivana): Ama sen şimdi çok ağar da konuştun da. Hani… Sen şuanda da çok moral bozdun yani Mesut’ta(Sunucu). Hiç bence çok da güzel oldu. Gayet de güzel oldu diye düşünüyorum.
Yeterella: Ayy, Mesut sen ne giysen yakışıyor biliyor musun bebeğim?
Sunucu: Çok teşekkürler Yeterellam (öpücük gönderir)
Yeterella: Ben de sana.(Mesut’a öpücük gönderir.) Ayy, biliyor musunuz çocuklar?(Ivana’ya döner) Ben bunu bahçeye bağlamam biliyor musunuz? Hiç beğenmiyorum ben bunu. Ayy, tansiyonum düştü. Nerede benim tansiyonum…(sola doğru düşer gibi yapar. Göğsünü tutar) Bulamıyorum, bulamıyorum.
….
Sunucu: Evet, efendim jürimiz yerini aldığına göre yarışmacılarımıza tek tek geçiyoruz. Mehtap geliyor. (Mehtap üzerinde sebze ve meyve asılı bir kıyafetle içeri girer)
Yeterella: Ayy, şimdi bayılıcam. Ayy, ben nereden düştüm buraya? Ayy, Sebastian kurtar beni.
Bilal: Sürekli Sebastian diyor. Ama ben görmüyorum kimseyi.
Burcuvana: Ben daha 3 sezondur bununlayım burada. Sebastian kim ben de bilmiyorum.
Sunucu: Evet Mehtap hoş geldin. Çok enteresan bir konseptin var. Evet, bize biraz anlatır mısın?
Mehtap: Hoş bulduk(büyük bir kahkaha ile) Benim konseptimin ismi ”Ye Beni”. Ben organik tarımla doğal yaşamı bir araya getirdim. Öyle bir konsept yaptım kendime. Muhteşem fiziğimle, sebze ve meyveleri pekiştirdim(etrafında döner). Öyle yani… Çok heyecanlıyım…
Sunucu: Çok güzel. Peki, bu kadın nereye gidiyor?
Bilal: Nereye gidicek canım Bayrampaşa Hali’ne gider bu. Yani kusura bakma ama sen arz olduğunu mu sanıyorsun ya? Manav Rüstem…
Yeterella: Ayy, bu İtalyan kertenkele çok gergin biliyor musun Mehtap? Ben seni çok seviyorum, ama sizin yaptığınız atar gelir sonra altınıza batar.
Bilal: Hanımefendi!
Burcuvana: Zırrr… zrr…zrr
Bilal: Zırlamayın beni dinleyin. Ben Angelina Jolie’nin düğün günü giydiği çorabı dikmiş modacıyım. Anladınız mı? Ben, Barcelona’lı Messi’nin formasını elceğizlerimle diktim. Yav benim diktiğimin haddi hesabı yok. Lütfen biraz saygı, ünlüyüm ben ya!
Yeterella: Ayy, herkesi de dikmiş ayol. Ayy, çok geriliyorum. Ayy, beni çıkarın buradan. Bir baklava filan.. Ayy, Sebastian ayy medcezir.
Burcuvana: Sebastian kadar yok. Ufak bir su dökmeye gitti Sebastian. Tuvalette Sebastian.
Bilal: Ayy, gelsin alsın Sebastian, bu neymiş be?
……
Sunucu: Evet, peki Burcu sen ne diyeceksin?
Burcuvana: Şimdi Matapcım.
Mehtap: Ne yapayım?
Burcuvana: Hayır. Senin izmin dorum, izmin dorum (ismini diyorum) Senin izmin Matap.
Bilal: Ya mabat mı ne diyor canım bu? Sensin o ayol. Ya ben Obama’nın çarşaflarını dikmiş modacıyım biraz saygı.
Burcuvana: Hayır, ben onun izmini konuşuyorum. Matap değil onun izmi?
Sunucu: Ha, Mehtap diyor. Mehtap,
Bilal: Mehtap desin o zaman. Mabad diyor resmen. Mehtap…(Burcuya dönerek)
Burcuvana: Matap.
Bilal: Mehtap.
Burcuvana:Matap.
Bilal: Allah kahretsin neyse ne(kızar).
Burcuvana: Bizim orada böyle.
Bilal: Bizim orada nezıdımı.(Burcu’nun konuşmasıyla dalga geçer)
Burcuvana: Şimdi, Matapcım. Senin boyun kesmiş. Bacaklar kesmiş. Zaten bacakları kes at sen. Bacaklar çok kısa senin bacaklar var. Konsepte de tamam beğendim konsepte. Ama olmamış cücük, cücük gibi olmuş.
Sunucu: Yani senin boyun kısa diyor. Bu elbise de seni çok ısa göstermiş. Yani kesmiş seni diyor Burcu.
Bilal: Ya, anamıza sövse anlamayacağız ki. Ne dediği belli değil ayol.
Yeterella: Mehtap canım. Seni çok seviyorsun biliyorsun. Ama keşke üzerindeki üzüm, gerçek üzüm olsaydı. Ya da ne bileyim şöyle bir leopar şal alsaydın. Orana burana leopar şey yapsaydın, çok daha güzel olurdu canım. Yani senin bu şeyin, bedenin felan kasaya böyle sığmamış canım.
Bilal: Sığmaz tabi canım kasaya baksana. Bağımsızlığını ilan etmiş ya. Referanduma gidiyor ”özgürlük” diye bağırıyor. Bak üçüncü kere kızıyorum, Paris görmüş insanım lütfen beni çok yormayın.
….
Sunucu: Şimdi isterseniz arzımızı oynayalım. Yeterellam.
Yeterella: Mehtapcım seni çok seviyorum. Çok tatlısın, ama malesef bak ineğim ne yapacak şimdi? İneğim artık süt vermiyor biliyor musun? İnek artık mö demiyor. İnek artık cikcikcik diyor biliyor musun? Hiç bir şekilde artık sütünü sağdırmıyor.
Bilal: Burada Türkçe bilen biri var mı?
Sunucu: Ee, evet Burcuyana sen?
Burcuyana: Şimdi canım sen tülum giysen guzel olurdu. Tülum… Ama tülum giymemişsin o yüzden arz değilsin.
Sunucu: Bilal Bey?
Bilal: Şimdi Mehtap sana ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
Mehtap: Ayy, olur mu efendim söyleyin ya. Hiç problem değil ki benim için. Siz söyleyin yani.
Bilal: Tamam canım o zaman bana oradan yarım kilo Anamur muz. Biraz mürdüm eriği.
Burcuvana: Zrr..zrr…zrr…
Bilal: Kapı çalıyor geliyorum. (Burcuvana ya döner) Biraz da üzüm ver tamam mı tatlım. Sana başka bir şey söyleyemeyeceğim yani. Arz değilsin.
….
Sunucu: Evet Mehtap seni yerine alıyoruz. Şimdi de ikinci konseptimiz Nezaket geliyor.(Nezaket Game of Thrones’daki karakter Kalisi kıyafetiyle gelir, ellerinde ejderler)
Bilal: Kamera şakası değil mi bu? Nerede hani? (yukarıya bakar) Neredesiniz?
Burcuvana: Kameralar da var da şaka yoktu. Gerçek, gerçek…
Bilal: Üzücü olan da buya.
Yeterella: Ayy, canım sen niye geldin buraya? Vallaha bayılayacağım ya. Ayy…
Evet Nezaketcim hoş geldin. Senin de iddialı bir konbinin var. Bize biraz bahseder misin?
Nezaket: Ben bu kıyafetimle erkeklere ne kadar güçlü olduğumu göstermek için Kalisi kılığında geldim. Ejderhaların annesi…
Bilal: Ama sen bildiğin Brezilya Kalisi’si olmuşsun canım. Yani ne bulduysan yapıştırmışsın üstüne.
Nezaket: Yalnız bir dakika yorum yapmadan önce şunu görmenizi istiyorum (ejderha sesi çıkarmaya çalışır).
Yeterella: Ayy, valla çıldıracağım. Nezaket ne yaptın sen şimdi canım?
Bilal: Cidden ne yaptın? N’oluyor ya bu programda? Nasıl bir yer burası?
Nezaket: Ağzımdan ateş çıkardım ve bu hareketimle erkeklere ne kadar ateşli olduğumu gösteriyorum.
Sunucu: Peki Nezaket o erkekler kim?
Nezaket: Şimdi bakın beni tanıdınız birazcık artık. Ben karakterli bir insan olarak, yani televizyonların karşısında hiç bir zaman bir isim vermeyeceğim. Osman..
Sunucu: Gerçekten ağzın çok sıkıymış.
Burcuvana: Şimdi ben konsepti de beğendim guzel. Konsept da… Amam tülum giysin daha da tülumlu olur. Nasıl ki acısız Jale, jakar, etejar, janti… Böyle jakafonlu bir öyle de daha anlaşılır olurdu doorum.
Bilal: Ben de senin. Bu ne canım. Ben ne söylüyor hiç bir şey anlamıyorum. Bakın! Ben Hillary Clinton’a diktiğim eteği beğenmedi diye hakkında ileri geri konuşmuş insanım. Terk ederim programı. Bak.. Tamam etmiyorum.
Yeterella: Canım, Nezaket bebeğim. Gerçekten seni hiç sevemedim bugün. İçimi kaldırıyorsun biliyor musun? Boğuyosun beni. Ayy, nolur bir baklava bana. Sebastian bana ne olur bir baklava bir ekmek arası muz! Ekmek arası lahmacun ne olur! Ayy, kalbura bastı.
Bilal: Ayy, bu kızın kıyafeti de bana bastı. Bu ne artık arkadaş lütfen. Hiç beğenmedim hemen oylayalım çeksin gitsin lütfen. Daha ben George Clooney’e pijama dikeceğim.
Burcuvana: George Clooney tülum dikin. O zaman daha hava geçirmez. Korur da soğukta belini üşütmez.
Bilal: Ayy, Allahım ya hadi oylayalım da çekilsin gitsin bu.
Nezaket: Yalnız Bilal Bey benim çok üstüme geliyor. Ben bu hafta güzel hazırlanamadım. Çünkü zor bir hafta geçirdim.
Bilal: Ne oldu Allah aşkına. Problemlerini çok merak ettim şimdi. Benim de bir sürü ünlü problemim var ama söylemiyorum burada.
Nezaket: Yani biliyorsunuz beni karakterli bir insan olarak televizyonların karşısında durup da birden bire anlat… Annem hasta!(ağlar)
Bilal: Bu kızın duygu geçişleri beni çok korkutuyor.
Sunucu: Evet, Nezaket annenin neyi var anlat bize. Müzik!(duygusal bir müzik gelir)
Nezaket: Annem çok hasta. Grip oldu. Kızım bana çorba yap dedi. Ben hayatımda ilk defa mercimek çorbası yaptım. Tülbentle süzdüm. Ellerim yandı. Artık sesini bile tanıyamıyorum annemin. (ağlamayı keser) O yüzden bu hafta hazırlanamadım.
Bilal: Açıkçası ben hiç etkilenmedim ya.

Sunucu: Evet, isterseniz oylamaya geçelim.
Bilal: Geçelim hadi.
Sunucu: Bilal Bey lütfen.
Bilal: Arzım değilsin.
Burcuvana: Şimdi janım. Bizim orada bir söz vardır. Semşi pasa pasajında büzeseşişiseler. Sen o pasajın sahibi gibisin, çok güzelsin. Arzsın canım benim arzsın.
Sunucu: Evet, çok teşekkürler. Yeterellam, çok önemli bir puan vereceksin.
Yeterealla: Ayy, canım benim. Seni çok seviyorum biliyorsun. Sen benim her zaman favorimdin. Ama bugün iğrençsin. Bak mesela filimin hortumu nerede? Hortum artık çalışmıyor. Hortumu resmen yuttu küçük fil. (oyuncular gülmeye başlar-buradaki konuşmaları yazmadım)
Tamam Nezaket, senin daha iyi anlayabileceğin, hocanın daha iyi anlayabileceği şekilde anlatacağım bebeğim. Bak küçük fil hortumuna küstü biliyor musun? Hortumunu kaptı yürüdü gidiyor biliyor musun canım? Olmaz yani.
Burcuvana: Sebastian’ı çağır belki o bir yardımcı olur.
Yeterella: Sebastian, aşkım.
Bilal: Bir saniye, herkes bu kadını anlıyor mu?(yeterellayı gösterir) Yani bir ben mi anlamıyorum.
Burcuvana: gelmedi Sebastian yok. Kov onu işten, kov artık!
Yeterella: Vallahi boğuyorsun beni Burcuvana. Yeter artık gelme üstüme. Ayy, tansiyon.
…….
Sunucu: evet, o zaman alkışlarla Nezaket’i yerine alıyoruz. Ve üçüncü konseptimiz Dilek geliyor. (ayı kostümü içinde)
Yeterella: Ayy, yemin ediyorum. Ayy, canım benim bir şey söyleyeceğim ve gerçekten çıkacağım şimdi. Çocuk tiyatrosu mu burası ama canım ya? Ayy, Sebastian. (etrafına bakıp Sebastian’ı aramaya başlar)
Bilal: Neredesin, Sebastian neredesin?
Burcuvana: The person you have called can not be reached at the popent(aradığınız kişiye ulaşılamıyor) Sebastian yok şuan. Ulaşılamıyor.
Yeterella: Ayy, bu taktı bana ya.
Sunucu: Dilek hoş geldin. Çok iddialı bir konseptin var. Kısaca anlatsana bize.
Dilek: Ee, ben kedilere dikkat çekmek için bu kostümü giydim.
Bilal: Kedilere dikkat çekmek için ayı kostümü mü giydin?
Dilek: Evet.
Burcuvana: Benca, sen tülum giysen guzel olurdu. Tulüm peyniri de çok severim, tülum peyniri de tok tutar. İnce olur kadınlarda.
Bilal: Daha önce dediğim gibi tüllerin içinde kalasın. Ya, Sezen Aksu’nun tüllerini dikmiş insanım ben. Lütfen üstüme gelmeyin artık. Ben şuna bakmak istemiyorum(Dilek’i gösterir)
Dilek: Ya sen kimsin ya! Siz kimsiniz! Sen kimsin de beni eleştiriyorsun! Yerden bitme. Pigiş, cüce. Ya, elbezi kadar kumaştan kendine kostüm diken adam gelmiş burada beni gömüyor ya.
Bilal: Ya, ben şuan gerçekten çok kırıldım. Yani ben bunları hak ediyor muyum ya?
Sunucu: Ee, tamam sakin olalım. Dilek’i oylamadan önce… Dilek sen iyisin değil mi?
Dilek: İyiyim.
Bilal: Sakin ol.
Dilek: Kusura bakmayın. Benim biraz asabiyetim bozuldu, ama Bilal Hocam beni anlar, sever diye düşünüyorum. Ya, hatta şuan bir şeyler yazıyor orada. Hocam beni finale mi yazıyorsunuz?
Bilal: Hayır, canım ben seni 4.ayağa yazıyorum. Bu at gibi tipinle ancak at yarışında yarışırsın. Arz değilsin.
Burcuvana: Şimdi canım benim. Ben ayı kostümü sevmiyorom. Sen eğer konsepte de sülün kostümü giyseydin daha da güzel olurdu diye düşünorum.
Bilal: İlla bir üüliyeceksin yani.
Yeterella: Canım, Dilek seni kıskanıyor bunlar biliyor musun canım? Yemin ediyorum taş gibisin. Ayy, elime ne alıyorum bak şimdi. Bil bakalım panda neyi yapar neyi yapmaz. Pandanın soyu tükendi biliyor musun? O yüzden sana şey yapmıyor. Bu panda artık gülmüyor biliyor musun? Söndü bu panda. Arz değilsin artık.
….
Sunucu: Evet gördüğünüz gibi jürimiz hiç kimseyi seçmedi. Bakalım yarışmacılarımız kendileri hakkında neler söyleyecekler? Nezaket Mehtap’ı nasıl buluyorsun?
Nezaket: Yani ben arkadaşlarımı çok seviyorum. Onlarla da biz hep dışarıda görüşüp duruyoruz. Sinerjimiz çok tuttu. Ama kıyafetine gelirsek iğrenç.
Sunucu: Çok sevgi dolu bir demeç bu. Peki Dilek hakkında ne düşünüyorsun?
Nezaket: Armudun bile iyisini vermiyorum düşünün.(yanındaki Mehtap’ın üzerinden armut alır)
Sunucu: Peki Mehtap sen?
Mehtap: İkisinin de Allah cezasını versin.
….
Bilal: Ya, yeter artık ya. Ya ben koskoca Avrupayı arkamda bırakıp geldim. Bunun için mi ya. Bir tane tarz göremedim ya. (Tam bu sırada Gökçe içeriye girer)
Gökçe: Beni mi çağırdınız?
Bilal: Gökçe?
Gökçe: gelip tarzımı size göstermek istedim.
Bilal: Harika olmuşsun.
Yeterella: Keşke gelmeseydin. Keşke göstermeseydin Gökçe. Şarkıların çok güzel, ama o kafandaki ne canım?
Bilal: Bence çok tarz.
Burcuvana: Bunu ben de beğendim konsepti ama tülum değil. Tülum olsa daha da guzel olurdu diye düşünorum.
Bilal: Bence çok tarz. Allah taş yapar konuşmayın. Tarzınla, bakışınla rüyalarıma giren bir kadınsın. Gerçekten şu Avrupalı bedenimin bir şarkıya ihtiyacı var. Senden bir şarkı istiyorum. Lütfen.

Gökçe mikrofonu alır ve ”Tuttu fırlattı kalbimi” şarkısını söylemeye başlar. İnşallah metin işinize yaramıştır.

Bir Teşekkürü çok görmeyin. Diyet Programı Skeci Metni için buraya tıklayın.

Reklamlar