mr. robot dizisi

Yabancı Dizi: Mr. Robot & he Walking Dead 

Mr. Robot

Öncelikle son dönemde çıkmış en güzel dizilerden biri Mr Robot’tan bahsedeceğim.

Farklı tür bir kahramandan, son dönemlerde (aslında 1980lerden beri) yayınlanan kahramanlardan çok farklı. Ne süper bir hızı var, ne de binalara ağ atarak uçuyor. Sadece site hackliyor. Belki de hepsinden çok daha zeki. Evet bahsettiğim kişi Elliot.

Elliot son derece anti-sosyal bir genç, insan ilişkileri çok kötü ve tek yaptığı yalnız başına olmak ve tabi elinden geldiğince insanların hayatlarını düzeltmek, onlara yardımcı olmak. Elliot geceleri hackerlik yapıp, kötü insanların kirli çamaşırlarını ortaya çıkarıyor ve onları polise kendi yoluyla ihbar ediyor veya kendi yollarıyla olan biteni hallediyor. Gündüzleri ise bunun tam anlamıyla tam tersini yapıyor Elliot, hackerlara karşı siber güvenlik sağlayan bir şirkette çalışıyor ve tamamen karşı olduğu büyük şirketlere,  onun düşünceleriyle insanları sömürenlere yardım ediyor.

Elliot dünyanın düzeninden de nefret eden bir genç. Onun getirdiği onun dayattığı her şeyden nefret ediyor. Ama bir parçası hala düzenin içinde (Siber güvenlik vs ) . Dizi içerisinde ilk bölümden böyle bir ikilemle başlıyoruz işte.

Gelelim asıl mevzuya . Elliot’ın kendisine Mr Robot diyen bir siber anarşistle tanışmasıyla işler ilgi çekici hale geliyor. Mr. Robot Elliot’a eğer bütün dünyadaki borcun çok büyük bir bölümünün tek bir süper şirketin batmasıyla nasıl silineceğini anlatmasıyla , onu kendi yerlerine götürüp yaptıkları işi anlatınca Elliot’ın da kendi çıkışını bulmasıdır işleri ilginç hale getiren.

Daha fazla anlatmayacağımı blogda da söylemiştim burada da. Zaten daha 1 sezon oldu şimdiden bütün heyecanı kaçırmayayım.

mr. robot dizi yorumu
MR. ROBOT — “hellofriend.mov” Episode 101 — Pictured: (l-r) Christian Slater as Mr. Robot, Rami Malek as Elliot — (Photo by: Peter Kramer/USA Network)

Evet geleyim dizi hakkındaki benim yorumlarıma. Önce konusundan biraz bahsedip daha sonra yorumlamayı tercih ediyorum. Önce tanımayanlar için daha sonra diziyi tanıyanlar için yazıyorum anlayacağınız.

Hiçbir şüphem olmadan söylüyorum ki Mr. Robot 2015 senesinde yapılmış en en en iyi dizi. Rakipler yok mu ? Var. Neden de olmasın zaten rekabet iyidir. Ama benim düşüncem özellikle dizinin aldığı reytingler ve dizinin kalitesi inanılmaz. Çok uzun zamandır sevildiği kadar değerli olduğunu düşündüğüm bir dizi çıktı ortaya.

En beğendiğim noktaya gelirsem; Bu dizi benzeri dizilerde bir çok saçmalıktan bahsedebiliyoruz, zaten bir çoğundan blogda bahsettim. Bunları Mr. Robotta yaşamadım. En azından ilk sezon boyunca. Mesela bizi meraklandırmaya çalıştırmadan meraklandırıyor dizi, saçma sapan planlanmış sürprizler yaşatmıyor. Dizi başladığında sıkıntısız, ortalarına gelince başroldekiler kaybediyor, yeniliyor, çok zordaymış gibi gösterilip sonradan sonunda bizi salak yerine koyduklarını sanarak (bizim anladığımız kesinlik) dizi sonlarında aslında kazanıyorlar ve muhteşem bir plan yapılmış ama kötüler gibi biz de farkında değilmişiz tarzı saçmalıklardan ben çok sıkıldım bu dizi sektöründe. Ve hep aynı şeylerin izletilmesinden de sıkıldım. Ben Mr. Robotta o dehşet verici klişelerle de karşılaşmadım neyse ki. O yüzden bu kadar beğendim ya zaten.

mr. robot

Mr. Robot bizi şaşırtmayı biliyor, gerçekten şaşırtıyor öyle salak yerine koymuyor hiç birimizi, ucuz yollara başvurmuyor. 50 dakika boyunca gözlerinizi dikip kalıyorsunuz diziye. Hep heyecanlı değil belki ama müthiş sürüklüyor sizi.

Ben şahsen bu dizinin bundan çok daha iyi günlere gelmesini bekliyorum. Şu anda zaten gözümde ilk 5 içinde (İlk 5 içindeki diğerleri : Penny Dreadful – Game of Thrones – Bron/Broen – House of Cards  diyebilirim. Söylemem gerektiğini hissettim ve unutmadan, sadece devam eden dizilerden bahsettim). Şu anda zaten dizi en iyi yerlerden birinde, 2. Sezonun onayı çoktan alındı ve eminim 2 sezondan uzun sürecek (aslına bakarsak hannibal, following tarzı dizilerde ilk 2 sezon müthiş gidip sonra bir anda dibe vurmuştu, ama ben yine de eminim diyeceğim). Ve umarım uzun seneler izleyeceğiz. Çünkü Mr. robot çok kaliteli, çok heyecanlı, çok etkili ve sizi alıp sürüklüyor, tamamen dizinin içine giriyorsunuz. Popüler olmaya çalışmadan, çok popüler şeylere hitap etmeden de en iyilerden biri olabileceğinizi anlatıyor Mr Robot. Bence kaçırmadan izleyin. İyi seyirler dilerim.

The Walking Dead

Bu sefer de biraz cesur davranacağım sanırım. Hepinizin belki de çok sevdiği ve çok beğendiği The Walking Dead incelemem ve eleştirim var sırada. Neden mi cesur davrandığımı düşünüyorum. Çünkü bu kadar başarılı olmuş , bu kadar insanları peşinden sürüklemiş bir dizi hakkında bu kadar kötü konuşmak çok da akıl karı değil aslında.  Ben yine de içimden geldiği gibi, kendi bloğumda tamamen kendi düşüncelerimi belirtmek istedim.  Önce konu tabi ki…

the walking dead

Hemen konusuna gelelim. Şerif yardımcısı Rick Grimes vurulduktan uzun süre sonra hastanede uyanır ve dünyanın zombiler tarafından ele geçirildiğini ve yaşayan hiç kimse kalmadığını görür.

Daha sonra radyodan gelen sinyalle Atlanta’da hala yaşayan ve yaşam mücadelesi veren küçük bir grubun kaldığını duyar Rick. Bunun üzerine Atlanta’ya doğru yola çıkıyor ve bir yandan da oğlu ve karısını arıyor Rick, fazla umudu olmasa da. İşte hikaye böyle başlıyor. Bundan sonra her bölüm zombiler, insanlar arasındaki anlaşmazlıklar derken geçip gidecek. Ben yorumuma geçeyim

Dizi Robert Kirkman’ın The Walking Dead isimli çizgi romanında uyarlanmıştır. Ve Yönetmeni ise Yeşil Yol, Esaretin Bedeli gibi kült filmlerin yönetmeni olan Frank Darabont’tur

Öyle bir dizi düşünün ki, dizi bittikten sonra yorumlanıyor, sezon bitince hikayenin nasıl başladığı anlatılan başka bir dizi başlıyor. O dizi de “Fear The Walking Dead”  Yani anlayacağınız bu dizi çok iyi para kazandırıyor amc kanalına 🙂

the-walking-dead-dizi-yorumu

Benim düşüncelerime gelirsek bu diziyi kesinlikle çok düşük IQ lu insanlar için yapmışlar diyorum. İzlediğiniz için IQ nuz düşük demiyorum, onlar bile izlesin anlasın diye yapılmış diyorum. çünkü dizide bence bu kadar izlenmesine rağmen enteresan hiç bir şey yok. Zaten zombi kustuğumuz günlerde çıkan ve müthiş bir beğeniyle izlenen The Walking Dead’in bu gördüğü ilgiye ben anlam veremiyorum. Bölüm başları çok heyecanlı ve son 5 dakikaya kadar bunun dışında hiç bir şey olmuyor.  Bölüm sonları tekrar heyecanlı bitiyor ve bir sonraki bölümü izlemek istiyorsunuz hemen . Yani topu topu 10 dakika izliyoruz bir bölümde ama 45-50 dakikamızı veriyoruz. O bölüm geliyor ve yine aynı şey. Sadece bölüm sonlarıyla diziye bağlıyorlar anlayacağınız. Evet ben mecburiyetten izliyorum ancak öyle bir mecburiyetim olmasa yayınlayan siteye tık bile kazandırmaya niyetim yok açıkçası.

Oyunculuklar, yönetmen geri kalan her şey mükemmel. Ama bence dizi, kalite olarak çok yetersiz. İnsanlar sevdiği için güzel olacak diye bir şey yok. İzlemesi zevkli olabilir ama bence insana hiç bir şey vermiyor ve katmıyor. Son derece gereksiz bir zombi klişesi dizisi diye düşünüyorum.

İzleyenlere saygım olmakla birlikte benim yorumum bu. Görselleri dışında hiç bir özelliği olmayan bir dizi bence. Konusu anlamsız, üzerine gidecek hiç bir şey yok, dizinin başlangıcı zaten ölümcül bir klişe, ölümler klişe, herkesin nasıl öleceğini nerede öleceğini ve kimin ölmeyeceğini 2.5 saat öncesinden bilebiliyorsunuz. Enteresan hiç bir şey olmuyor bölümlerde yani. Prison Break’in güzel doktoru bile bu dizide kıl geliyor bana.

the walking dead dizisi

Anlayacağınız her bölümü benim için 50 dakikalık işkence olan bu diziyi ben ancak böyle yorumlayabildim. Biliyorum bir çoğunuz katılmayacaksınız. Dünyada sevildiğine göre Türkiye’de de seviliyordur. Ama bence yorumlarım çok da yersiz ve gereksiz değil. İlk bölümlere hasta olduğumu ama 1. sezonun ortasından itibaren kötü bir rutine bağladığını düşündüğümü de ekleyeyim. Çok güzel başlamıştı ve sahneler inanılmazdı. Eklemezsem de haksızlık etmiş olurum.

İzlemeyenler içinse açın izleyin karar verin. Çok beğenebilirsiniz ama dizi anlamsız ve zaman kaybı umarım görebilirsiniz. İyi seyirler.

Bu yazı http://diziincele.blogspot.com.tr tarafından musaozsari.com için yazılmıştır.

Merhabalar, ben Ege Çokcoşkun,

Dizi incelediğim bir blog yazıyorum. Neden mi? Çünkü hayatımda en çok yaptığım şey dizi izlemek. Eski diziler, yeni diziler her şey. İzlemeyi  ve onlarla ilgili konuşmayı seviyorum. Daha sonra bir şeyi fark ettim, artık o kadar çok dizi izliyorum ki bunları konuşup paylaşabileceğim kimse yok etrafımda. Bende meraklısıyla paylaşmaya karar verdim, ya da diziyi izlemeye başlamak isteyeceklerle paylaşayım dedim. Böyle başladı benim blog yazma maceram. Kendi eleştirimi yapıyorum, bazısını da övüyorum. Şimdi sizlere bir çok övdüğüm diziyi bir de eleştirdiğim diziyi paylaşacağım.

Reklamlar