modern japon edebiyatı

Modern Japon Edebiyatı

Meiji Dönemi (1868-1912) –  Modern Japon Edebiyatı Başlangıcı

  • Taishoo (1912-1926)
  • Shoowa (1926-1989)

  Tokugawa Dönemi’nde kapıları dış dünyaya özellikle Batıya kapatan Japonya, Tokugawa Shoogunluğunun Meiji İmparatorluğu tarafından mağlup edilmesi ile birlikte kapılarını Batıya açmıştır. Toplumda katı çizgilerle var olan sınıf sistemi, yavaş yavaş kaldırılmış, Samurayların gücü giderek azalmıştır. Eğitim reformları yapılarak, Konfüçyüs öğretileri ve Budizm felsefesi bırakılmıştır. Artık Batılı tarzda eğitim sistemine geçilmiştir. Tokugawa Döneminde eğitim hakkı olmayan köylüler, sanaatkarlar ve tüccarlara eğitim hakkı sağlanmıştır. Müfredatta 1880’li yıllara kadar Amerika, daha sonrasında da Almanya model alınmıştır. Meiji Dönemi ile birlikte sadece eğitimde değil, bilim, siyaset, hukuk alanlarında da yenilikler meydana gelmiştir.

  Bu değişikler ile birlikte, Japon Edebiyatı’nda  Meiji Dönemine kadar hüküm süren Çin Edebiyatı’nın yerini Batı Edebiyatı devralmıştır. Modern Japon Edebiyatı’nın oluşumu anlamak için bir önceki Tokugawa Dönemi’ne bakmak gerekir.

Tokugawa Dönemi Japon Edebiyatı

  Bu dönemde kapılarını dış dünyaya kapatan Japonya’da 1860 yılına kadar sadece Çin Edebiyatı hakimdir. Bu dönemin son yıllarında yazarlar, Gesaku(alay, şaka, eğlence yazısı) ile meşgullerdi. Bu konular yeterli gelmeyince Geyşaların hayatları eğlenceli bir şekilde anlatılmaya başlandı. Fakat, bu durum bir çok kişi tarafından yüz kızartıcı olarak görülüyordu. Dolayısıyla yazarlar, kan davaları ile ilgili yazınlar vermeye başladı. Bir süre bu konu ile devam edilmesine rağmen, konu kıtlığından dolayı Tokugawa Japon Edebiyatı’nın yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Eğer bu dönemde edebiyat yeterli olsaydı, Batı etkisinin bu kadar  güçlü olmayacağı düşünülmektedir.

Meiji Dönemi Yazı ve Dil

  Meiji Dönemi’nde sancılarla geçen Dil Devriminin kökeni 5.yüzyıla kadar iner. 5.yüzyıla kadar Japonların belirli bir yazı sistemi yoktur. Çin’den kaçan Korelilerin yanlarında getirdikleri Çince eserler sayesinde Japonlar Çince ile tanışır. Çin Alfabesinin temelini oluşturan Kanji’nin Japon Dili’ne girmesiyle birlikte Japonca’nın kelime haznesi gelişti; Konfüçyüs öğretileri Japonya’yı etkisi altına aldı. İlk dönemlerde Çince ve Japonca’nın farklı olmasından dolayı (Çince tek heceli, Japonca çok heceli) zorluklar yaşandı. Bu zorlukları yenmek için Çince karakterlerin yanında Japonca teleffuzları kullanıldı. Geliştirilen bu yazı sistemini sadece erkek olmak koşuluyla saraylılar, devlet memurları ve rahipler kullanabiliyordu.

  Daha sonradan saraylı kadınların kullandıkları Hiragana ortaya çıktı. Kanji karakterleri yuvarlaştırılarak üretilen bu yazı sistemi saray kadınlarının yazılı iletişimine yetiyordu. Yine Kanji karakterlerinden üretilen, Hiragana’ya göre keskin ve sert hatlara sahip oln Katagana da rahipler tarafından çıkarılmıştır.

  Japonya’nın yabancı dil ile tanışması ilk olarak 16.yüzyılda Portekiz ve 17. yüzyılda Hollandalılar sayesinde olmuştur. Hristiyanlığı yayma politikasını Japonya’ya da götürmek isteyen misyonerler, Hristiyanlık öğretileriyle Japonca’ya Tanrı, Melek, Cennet kelimelerini de beraberinde getirmişlerdir.

  Yabancıların bu denli Japonya’ya girmesinden rahatsız olan Tokugawa, Japonya’yı koruma maksadıyla batılı tüccar ve misyonerleri Japonya’ya sokmama kararı aldı ve ülkeyi uzun bir süre dışa kapadı. Sadece dini amaç gütmeyen Çinliler ve Hollandalılara giriş serbestti. Hollandalıların ülkede serbestçe gezebilmesi bir çok Flamanca eserin Japonca’ya çevrilmesine olanak sağladı.

  Tokugawa Dönemi’nde yazı dilinin ağır olması ve konuşma dili ile farklı olması, saraylı ve halk arasındaki uçurumu büyütüyor; halkın cahil kalmasına neden oluyordu. O yüzden bir dil devrimine ihtiyaç duyulmuştur. (görsel:www.japonca.com.tr)

japonya meiji dönemi

Dil Devrimi (genbunitchi)

   Dil devriminin amacı, sadece yeni bir edebiyat dili yaratmak değil, yeni fikirleri açıklayacak çağdaş bir yazı icat etmektir. Dil Devrimi ile birlikte yazarlar daha net bir şekilde düşüncelerinin açıklamaya başlamışlar ve halka seslenebilmişlerdir. Dil devrimi, normalin aksine şair, yazar ve öykücüler tarafından yapılmıştır.

  Dil Devrimi sayesinde halk anadilinde eğitilmiş, edebiyat dili halkın anlayacağı hale gelmiştir. Konuşma dili yazıya aktarılmıştır. Dil devrimi karşıtları yüzünden, istenildiği ölçüde gerçekleşememiş ve aksak bir şekilde ilerlemiştir. Ancak 1900 yılında resmileştirilmesi ile birlikte gereken gücünü kazanmış ve Japon Edebiyatının ilerlemesini sağlamıştır. Ayrıca aşağılanan halk dilinin edebiyatta ne kadar etkili olduğu anlaşılmıştır.

Çeviri Etkinliği

  Modern Japon Edebiyatı’nın oluşmasındaki diğer bir etken Çeviri Etkinliğidir. 6.yüzyıldan 16.yüzyıla kadar sadece Çince’den eserler çevrilmiştir. Daha sonra Portekizce ve İspanyolca çeviriler yapılmıştır. Bu dönemde genellikle bilim alanında ve din üzerine çeviriler yapılmıştır. Hollandalılar hariç diğer Batılıların ülkeden kovulmasıyla, çeviriler sadece Flamanca’dan yapılmıştır. Daha sonra Japon Dilbilimcisi İngiliz Sir Ernest Satow’un Japonya’ya gelmesi ile birlikte çeviriler artık İngilizce olarak yapılmaya başlanmıştır. 19. yüzyıl başlarında da Rusça ve Fransızca öğrenilmiş ve bu dillerin eserleri Japonca’ya çevrilmiştir.

  Çeviri etkinliğinin amacı; reformlar için dışarıdan fikir edinmek ve çağdaş yeni bir dil yaratmaktır. Batılı eserlerin çevrilmesi ile birlikte Japon toplumu, haklar, özgürlük, Tanrı, doğa gibi kelimeleri öğrenmiştir.

  Meiji dönemi ile birlikte Batılı eserlerin çevrilmesi, çok çeşitli edebi türün, kelimelerin ve deyimlerin Japonca’ya girmesini sağlamıştır. İlk zamanlarda sıkıntılar yaşanmasına rağmen, bu kelimeler özümsenebilmiştir. Batılı tarzda roman ve hikaye türü Japoncaya girmiştir. Edebiyattaki Realizm, Romantizm, Klasizm ve Natüralizm gibi akımlar Japon Edebiyatı’nı etkisi altına almıştır. 19. yüzyıl sonlarında Batı Edebiyatından esinlenmemiş yazar, çevrilmemiş eser neredeyse yoktur. (görsel:https://www.japonca.com.tr)

meiji dönemi

Yeni Türk Edebiyatı ve Modern Japon Edebiyatı Benzerlikleri

  • Batı Edebiyatı’nın gelişmiş olması edebiyatta yenilikleri gerektirmiştir.
  • Hak, adalet, özgürlük gibi kavramlar konu alınmıştır.
  • Toplum için sanat vardır.
  • Yabancı eserler çevrilmeye başlanmıştır. Çeviri eserler yeni edebiyatın oluşumunda rol oynamıştır.
  • Yeni edebiyatta halk hedef alınmıştır.
  • Sade bir dil oluşturulmaya çalışılmıştır.
  • Dilde sadeleşme sancılı bir şekilde uzun yıllar devam etmiştir.
  • Roman ve hikayeler teknik yönden zayıftır.
  • Batı Edebiyatı ile tanışılmasının ardından yeni edebi türleri keşfedilmiştir.
  • Çevrilen eserlerle birlikte dile yeni kelimeler girmiştir.
  • Yeni edebiyat realizm, klasizm, romantizm, naturalizm gibi akımların etkisi altında kalmıştır.
  • Yeni edebiyata karşı çıkan yazarlar, eski edebiyata devam etmeye çalışmıştır.
  • Yazılı dil konuşulan dil ile farklılık göstermektedir.

Tanzimat Edebiyatı ve Modern Japon Edebiyatı Farklılıkları

Modern Japon Edebiyatı:

  • Modern Edebiyat Meiji Dönemi ile başlar (1868-)
  • Modern Edebiyat öncesi Çin Edebiyatı hakimdir. Konu olarak Konfüçyüs öğretileri ele alınmaktadır.
  • Flamanca’nın etkisi büyüktür. Daha sonra İngiliz Edebiyatı’nd etkilenilir.
  • 19.yüzyılın sonunda Batı Edebiyatı’ndan çevrilmeyen eser çok azdır.
  • Dil Devrimini şairler, romancılar ve öykücüler yapmıştır.
  • Dil Devrimi değişen edebiyatla birlikte gerçekleşmiştir.

Yeni Türk Edebiyatı:

  • Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat Fermanı ile başlar (1860-)
  • Tanzimat Edebiyatı öncesi İran ve Arap Edebiyatı hakimdir. Tasavvuf, din ve aşk konuları ele alınmıştır.
  • Fransız Edebiyatı’nın etkisi büyüktür.
  • Batı Edebiyatından çevirilerde eksiklikler mevcuttur.
  • Dil Devrimini mevcut rejim gerçekleştirmiştir.
  • Dil Devrimi yeni edebiyat başladıktan uzun bir süre sonra yapılabilmiştir.

Kaynak: Modern Japonya’nın Doğuşu ve Shiga Naoya – Oğuz Baykara

Reklamlar