suc-siddet

Kadın ve Tecavüzü

Özgecan Aslan‘a tecavüz teşebbüsünde bulunulması ve direndiği için boğazının kesilip yakılarak öldürülmesi -cinayeti, vahşiliği, insanlık dışılığı- tüm Türkiye’yi, hepimizi sarstı. Sarsmakla kalmadı, böyle vahşice cinayet işleyenlerin sayısının giderek artması ve bu insan postu içindeki hayvanların gerekli cezaları alıp almayacağı -yine- tartışılır duruma geldi.

  Yıllardır hep kadınların tecavüz edilmesi, darp edilmesi veya öldürülmesi hakkında nice haberler okuduk. Belki yakınlarımızın başına böyle olaylar geldi. Komşumuzun ya da arkadaşımızın… Gelmediyse de bir gün gelmeyeceğine emin olamıyoruz. Türkiye, öyle bir hale geldi ki artık -erkek olsun kadın olsun- sokakta güvenle yürüyemez olduk. Tehlikenin nereden kimden geleceğini bilmiyoruz. Bu durumdan en çok da kadınlar zarar görüyor. Gerek sokaklarda gerekse kendi evlerinde görmedikleri eziyet kalmıyor. Uzun bir süredir karşılaştığımız bu vahim olayların durdurulması gerektiğini hepimiz düşünüyoruz.

  Canilikler yapan insanların hafif cezalar alıp tekrar dışarıya çıkması hepimizin zoruna gidiyor. Kaldıramıyoruz… Hele ki ateşin düştüğü yerin çektiği acıları hayal bile edemeyiz. İçimizden ”Dursun artık bu canilik! Hak ettikleri cezaları alsınlar!” diye geçiyor. Bu zalimliklerin acısını tüm duyarlı insanlar olarak,  yüreğimizde yaşıyoruz. Ama elimizden gelen sadece bu. Ya da elimizden geldiğince bu durumun değişmesini istemek, duyurmak… Ama en nihayetinde bu durumu çözebilecek olan yasalardır.

  Böylesi durumlarda cezaların daha da ağırlaştırılması gerekir. O kadar ağır cezalar olmalı ki, bu suçu işlemeye çalışanlar korkacak ve düşünmeye bile cesaret edemeyecekler. Bu cezalar onları, analarından emdikleri sütü burnundan getirecek cinste olmalı. Öyle olmalı ki, yaptıklarına bin pişman olmalılar. Bazen insan kısasa kısas diyerek, aldıkları canın kefaretini canları ile ödemelerini istiyor. Özgecan’ın annesinin dediklerine kulak vermek gerekir:

“Masum bir kızın ölmesine neden olanların benim kızımdan beter olmasını istiyorum. Bu hakkın yerde kalmamasını istiyorum. İdam edilsin, işkence edilsin. Özgecan melek gibi kalbi temiz, yüreği temiz, her konuda herkese iyilik yapan bir insandı. Okuyup adam olma hedefleri vardı. Psikolojiyi bitirip kendine iş yeri açmak hedefiydi. Hep çalışıyordu ve çok başarılıydı ama yapamadı maalesef. Bir dolmuşa binip de evine gelirken bu katliamın olmasına benim aklım ermiyor, akıl sır erdiremiyorum. Kızımın tek hatası dolmuşa binip evine gelmek mi?”

  Bu annenin, olayın faillerinin canlarını istemesi hak değil mi? Bir insanın bu şekilde canına kıyılması, canilerin yaptıkları ile kalmamalı. Gereken ne ise derhal yerine getirilmeli değil mi? Ancak bize buradan seslenmek düşüyor. Allah ateş düşen yere sabır versin.

Haberi ayrıntılı olarak buradan okuyabilirsiniz.

Reklamlar