diyet programi skeci metniDiyet Programı Skeci Metni

Severek izlediğimiz komedi programı ”Güldür Güldür Show”un bu tarz benim skecinin metnini daha önce paylaşmıştım. Bazı arkadaşlar elinde başka metin var mı diye sormuşlardı, yoktu. Bugün  ”Diyet Programı Skeci”nin metnini çıkardım sizlerle paylaşıyorum.

Sunucu: İyi akşamlar sağlık tutkunları. Bir sıhhate doğru programında daha sizlerleyiz. Bu akşam yine ağzı ballı, dili tatlı, ayağı 45 karakteri 105 numara.. Ah gönlü aşkın, yüzü şaşkın, eşofmanlı Şevket Hocamız bizlerle birlikte olacak. Hoş geldiniz hocam.
Şevket Hoca: Hoş bulduk Nezaket. Sağlık severlere fitness çıkartmak ne güzel. Onların güzel ruhlarına bir nebze de olsa fitness aşılayabilmek ne güzel. Hoş bulduk.
Sunucu: Evet, inşallah hocam hoş buluruz. Yine zimba gibisiniz.
Şevket Hoca: Az önce Zimbabve’den geldim. Bu da benden size güzel bir espri olsun. Fitness neydi? Fitness sağlıktı. Fitness neydi? Fitness emekti. Fitness neydi? Fitness çalışmaktı. Her sabah 775’i şınav 775’i mekik olmak üzere bütün exercise’larımı yapıyor evden öyle çıkıyorum. Tontişlik kader değil, bununla ilgili kitabım yeni kitabım ”Dambıllar Açarken” de bunları güzel bir şekilde ifade ettiğimizi düşünüyorum.
Sunucu: Evet, hocam buradan da kitabınızın satışı için buradan…(hoca lafını böler)
Şevket Hoca: Buradan anlatıyoruz. Buradan anlatıyoruz ey seyirci. Buradan anlatıyoruz ama belki de bir yerlerde Ayten adlı bacımız, kaşarlı bir dürüm gömmekle meşgul. Ayten yiyor, Ayten bilmiyor ki o yediği kaloriye dönecek. O kaloriler bu göbekte bu basende toplanacak. Ayten’in vücudu kan ağlıyor. Ayten’in vücudu alarım halinde. Ayten’in midesi ağrıyor. Ayten’in akciğerleri feveran halde. Ayten’in ince bağursuğuyla kalın bağursuğu birbirine tutunmuş. (Programdaki dinleyenler ağlama numarası yapıyor) Bu iki kardeş bağursuk ”artık yeme, artık yeme Ayten, artık yeme” diyor. Alyuvarlar, akyuvarlar kan içinde kan ağlıyor feveran ediyor. Ayten durur mu, Ayten durmuyor. Ayten durmuyor ey seyirci, Ayten durmuyor.
Ayten hemen garsonu çağırıyor, diyor ki: ” Bana bir künefe.” Ama diyor ki ”üzerine de dondurma koy.” Garson çocuk mazlum. Bilemiyor tabi soruyor. ”Hanımefendi künefenin üstüne dondurma olur mu?” ”sen karışma” diyor Ayten. Ayten bunu söylüyor. Bakınız Ayten yine coşmuş. Diyor ki ”sen bana getir.” Garson çocuk çaresiz, şaşkın gidiyor künefeyi getiriyor. Üzerinde dondurma. Ayten onu da gömüyor. Dondurmayla beraber yutuyor, yutuyor. O künefeyi yutuyor, onu da yiyor. Beş dakika geçmiyor Ayten’in mide alarım veriyor. Soda, soda, soda! Kızım Ayten seni o soda kazanına atsak da sen iflah olmazsın. Fitness düşmanı kadın. (dinleyiciler ve sunucu ağlıyor.)Garson boşu alıyor.  Garson da ağlıyor.
……………………………………………………
İbrahim: Canım çekti. (ağlayarak)
Mehtap: Ayten kim?
İbrahim: Hocamızın eski çıktığı.
Şevket Hoca: Ama orAda gıybet ediliyor. (konuşan seyircilere dönerek)
İbrahim: Gıybet etmeyin hoca kızıyor, gıybet etmeyin.
Şevket Hoca: Tamam hadi bakalım.
Sunucu: Hocam, canım tatlı hocam. Yanağı kabak ballı hocam. Valla aldınız götürdünüz bizi yine. Arzu ederseniz soru cevap kısmına geçelim diyorum.
Şevket Hoca: Az önce biraz yükseldim kusura kalmayın. Amma Ayten senin yaptığında hoş değil. Evet, buyurun.
Sunucu: Evet, programımıza soru-cevapla devam ediyoruz şimdi. Buyurun (Mehtap’ı gösterir)
Mehtap: Hocam, vitaminler var mı?
Şevket Hoca: (Kızgın, kızgın bakar) Vitaminler gerçek mi? Sual bu değil mi?
Mehtap: Gerçek mi değil. Vitaminler var mı?
Şevket Hoca: Sende yok. Sende yok orası kesin. Bakın twitter’dan yazıyorlar. Twitter’dan bana… Bu arada yeri gelmişken twitter adresimizi de verelim, eşefmanlışevket_eşofman… Bu adresten bana demeler geliyor. Menşınlar geliyor. Bana diyorlar ki ”hocam, programda aynı soruları soruyor arkadaşlar, bunları yapmayın da yeni sorular yeni sualler türetsinler. Biz de buralardan yeni bilgiler edinelim.” Evet.
Mehtap: Hocam, yani vitaminlerin varlığına inanmamız şart mı?
Şevket Hoca: Yani sen ısrar ediyorsun. Kızım burada Çinçe mi konuşuyorum. Hıh? Allah, Allah ya! Geçen hafta da üç beyazdan uzak durun dedik. Afrika’ya yerleşen izleyicilerimiz olmuş ya.
Mehtap: Hıh, hocam. Üç beyaz dediğiniz, A4, atlet ve tül erde dimi?
Şevket Hoca: Evet, kızım sen o üç beyazdan uzak dur. Sen sadece bir beyazın peşinden git. O beyaz ışığı görene kadar, o kalın kafanı aha bu masaya vur, vur, vur, vur da biz de bu oksijen israfından kurtulalım.
………………………………..
Sunucu: Evet, canımızın içi hocam. Biriciğimiz, balımız, tatlımız… Bizi şimdi güzel engin ışığında aydınlattılar. Biz resmen yolumuzu gördük. Bir yolunu görmek isteyen seyirciye daha dönmek istiyoruz.
Şevket Hoca: Dönelim, dönelim. Ben sakinim.
Sunucu: Buyurun.
İbrahim: Hocam, iyi akşamlar. Hayırlı programlar.
Şevket Hoca: Sağol canım.
İbrahim: benim sorum sağlıkla alakalı. Nefes almasak yaşar mıyız?
Sunucu: Harika. (hoca etrafına tip, tip bakınır. Soruya şaşırmıştır.)
Şevket Hoca: Çok merak ettim. Sen neden merak ediyorsun bu soruyu?
İbrahim: Hocam ben nefes alınca çok yoruluyorum. Hatta yorulunca nefessiz kalıyorum, ama yine de nefes alıyorum. Buna nasıl bir çare bulunur hocam?
Şevket Hoca: Şimdik beyin var ya beyin. Hani sende yok. İşte şimdi beyin olmadığı zaman okşijen vücutta boşa deveran ediyor. Boşa dönüyor. (sunucuya döner) Şimdi, arkadaşta beyin olmadığı için o okşijen o boşlukta dönüyor ve eriyor. Yani, bildiğiniz bu arkadaş haza bir mal.
İbrahim: Teşekkürler, hocam. Bir diğer sorum: su içsem yarıyor ne yapmalıyım?
Şevket Hoca: Evet, o önündeki de ödem değil mi? (göbeği için)
İbrahim: Nasıl hocam?
Şevket Hoca: Ya ne nasıl ya? Ne nasıl ya? Suda kalori mi var ya? Hı? Suda kalori mi var? Sen nasıl kilo alıyorsun? Saçma sapan sorular sualler içine giriyorsun ya. Allah Allah ya.
İbrahim: hocam, ben sade su içmeyi sevmediğimden suya kuyruk yağı katıyorum hocam. Bence sorun suda değil metabolizmamda.
Şevket Hoca: Ya bir de matabolizma diyor ya. Ya bir de matabolizmayı katıyor işin içine. Senin matabolizman bir dile gelse de biz de hakikati öğrensek. Allah Allah ya. Sen zabah kahvaltıda ne yedin?
İbrahim: Diyet kraker hocam.
Şevket Hoca: Kaç paket yedin?
İbrahim: Üç koli hocam.
Şevket Hoca: Bir kolide kaç tane vardır?
İbrahim: Saymadım hocam. Kolileri açmadan bütün yuttum.
Şevket Hoca: Oğlum sen geri zekalı mısın? Hı? Sen geri zekalı mısın? Koliyi bari yeme ya. Koliyi yinmez. Anlata.. Koliyi yinmez. Sen bu kafayla gidersen lokantada değil kırtasiyede karnını doyurursun. Allah Allah ya. Sorduğu soru… O zaman ne olur? Ters olur.
İbrahim: Daha fazla dikkat edicem hocam.
Şevket Hoca: Etme, etme. Sen zirvede bırak.
………………………………..
Sunucu: Devam edelim mi hocam?
Şevket Hoca: Devam edelim amma inşallah daha düzgün, daha düzeyli suallerle devam edelim Nezaket.
Sunucu: İnşallah hocam. Buyurun siz buyurun.
Kadın Seyirci: Hocam ben sebzeye inanmıyorum.
Şevket Hoca: Kızım sen etist misin? Sen niye inanmıyorsun zebzeye?
Kadın Seyirci: Ee, hocam çünkü eğer sebzeler gerçek olsaydı ot yiyen inekler insan olurdu.
Şevket Hoca: Gerçekten ben seni tanıyınca söylediğine inandım. Sen insan değilsin kızım.
Kadın Seyirci: Teşekkür ederim hocam, başka sorum yok.
Şevket Hoca: Zaten muhtemelen o beyinde ikinci bir cümleye de yer yok. Tek cümlelik bir beyin, belli. Belli… (seyirciler aralarında ”tabi, tabi belli” diye konuşurlar)
……………………………..
Sunucu: Sonraki soruya da geçelim artık dimi?
Şevket Hoca: Sonraki suale geçelim amma bu sefer suali soracak zatı ben kendim seçeyim.
Sunucu: Buyurun.
Şevket Hoca: Seçmece mi buldun bunları ya? Evet, bakıyoruz mecburen sende.
Erkek Seyirci: Ee, evet hocam benim sorum şu olacak. Zayıflamadan önce şişmanlamak şart mı?
Şevket Hoca: Hayır. (uzun süren bir şaşkınlığın ardından)
Erkek Seyirci: Sağlıklı ölmek için ne yapmak gerekir?
Şevket Hoca: Hemen ölmen lazım.
Damar damar üstüne binince yeni bir damar dünyaya gelir mi?
Şevket Hoca: Ya, yeter ya. Vallahi yeter ya. Ya vallahi bu da zihin yeter yordunuz ya. Bu ne ya? Çocuklar bunları anlattık. Bunları çizgiylen anlattık. Bunları, ne bileyim ben merdaneyle anlattık. Biz bunları burada köpek balığıyla anlattık. (köpek balığı peluşunu seyircilere fırlatır) Bunları biz burada posta güverciniyle anlattık. Patlıcanla anlattık. Avm’ye gittik dedektörle anlattık. Amma yeter vallahi tekrar tekrar bu benim kalbimi sıkış.. (Kalbini tutarak) Kalbim ah…
………………………………….
Sunucu: Süper, hocamızın kalbi, tuttu. O zaman hareketlerle devam edelim. Ne dersiniz?
Şevket Hoca: Evet, biraz hareket bana da iyi gelir. Hep beraber ayağa kalkalım buyurun. Şimdik ellerimizi kafamızın ardına doğru şu şekilde alıyoruz. Ve eğiliyoruz, eğil. Ve şimdi kalk! (kıtırt diye ses gelir şevket hocadan) Nezaket?
Sunucu: Hocam.
Şevket Hoca: Yavrum fıtığım attı. Seyircilere de böyle ayıp oluyor. Çocuklar bir el atın ya.
İbrahim: Hoca büküldü. Hoca büküldü bir yardım edin (seyirciler hep birlikte hocaya yardıma koşar.
Sunucu: Hocam, programımızdan gitmeden önce son bir söz söylersiniz herhalde.
Şevket Hoca: Evet, programımız burada sona erdi. Haftaya görüşme… Götürün oğlum, götürün hadi.(seyirciler hocayı kucaklayarak dışarı götürür)