ermenek-maden-kazasi

Ermenek Maden Kazası

Daha kısa bir süre önce Soma’da büyük bir maden kazası oldu. Olaylar çıktı, protestolar yapıldı doğal olarak. Hepimiz bir olduk madenden daha fazla canlı madenci çıkması için dua ettik. Bu kazaya sebep olanlara lanetler okuduk. Madende yakınları ölenlere maaş bağlanacak, çocuklarının eğitim masrafları karşılanacak dendi. Bir nebze olsun yanan gönüllere su serpildi diye düşünmek istiyorum. Yardım edilmesiydi daha da çok üzülürdüm.

Bu kazadan sonra işçiler ile ilgili bir takım önlemler alındı diye duyduk. Alınıp alınmadığını bilmiyoruz tabi ki. Bazı yasalar değişti, işçiyi koruyan maddeler eklendi. Fakat, daha bu kazanın üstünden kısa bir süre geçmesine rağmen yeniden bir maden kazasıyla karşı karşıya kaldık. Karaman’ın Ermenek İlçesi Pamuklu Köyü civarlarında meydana gelen bu kaza, ”ARTIK BU KAZALARIN SONU GELMEYECEK Mİ? ”dedirtiyor.

Yaşanan onca acıya rağmen hala gerekli önlemler alınmamış. Alınmış olsa zaten şaşardım. Burası Türkiye, o yüzden böyle şeylere alışmamız lazım, peh! Yazıklar olsun ne diyeyim? Bu kazalara göz yumanlara yazıklar olsun. Yukarıdaki fotoğrafı gördüm ve çok duygulandım. Yazık değil mi o fotoğraftaki teyzeye. (fotoğraf hürriyet.com.tr’den alınmıştır. )

Güncelleme: Ermenek maden kazası ile ilgili güncelleme yapıyorum arkadaşlar. 38 gün çalışmanın sonunda 4 Aralık 2014 itibariyle tüm işçiler madenden çıkarılmıştır.

Köyde bakkallık yapan Dursun Ali Kestirici, madende şehit olan madenciler için ”18 Can” başlıklı dokunaklı bir şiir yazdı:

“Bahri kardaş sen madenden gelmedin
Yavruların hepsi ağlar görmedin
Allı gelin hastalandı bilmedin
Bırakıp da şu kömürü gelmedin

Ali canım lanet olsun bu kömür
Madenin altında tükendi ömür
Sensiz soframızda yemek mi yenir
Böylesi acıya bilmem ne nedir

Gayri görmem kısa boylu Kerim’i
Kim doldurur evde senin yerini
Kalleş kömür bastı senin tenini
Teselli eden yok nazlı gülünü

Hüsnü ev yapardın çatısı duru
Her taraf perişan borcumuz dolu
Sensiz gidemem ki bu yalnız yolu
Ben acı çekerim bir ömür boyu

Madende mi yattın benim Osman’ım
Seni gönderdiğime çok pişmanım
Ne yapar iki kız gencecik hanım
Maden yıkılmış dediler dondu al kanım

Daha tomurcukdan İsa Gözbaşı

Nasıl dursun ana baba gözyaşı
Ardında yoğudu tek bir kardaşı
Kalleş kömür yedi on sekiz başı”

Reklamlar